Google
DUYGUSELİNE HOŞGELDİNİZZZ - Blogcu - Sayfa 3



18/4/2008 · Kategori: mizah

BİR ÖĞRENCİ EVİNİN ANATOMİSİ

 

· Her öğrenci evinde muhakkak 'nöbetçi sistemi' uygulanır ve günün nöbetçisi, resmi köle statüsünde kullanılır. Yemek sırasında en az elli kere mutfağa gönderilir.

· Evdekilerin temel gıda maddeleri yumurta ve patatestir. Bu ikisinin birleşiminden 12 çeşit yemek yapılabilir. Çay yemekten sonra değil, yemekle birlikte içilir.

· Her gece kesinlikle saçma sapan bir tartışma konusu açılır. (Düşünmüyorum o halde yok muyum yani? Dünya döndüğü için mi güzel? Attan inip eşeğe binilir mi?)

· Her evin muhakkak suyu, çayı deviren bir sakarı vardır. Ha bir de işlerden kaytaran tembeli bulunmaktadır.

· Yemek yapmaya karar verilir ve yemek yapmaya başlandığında eksikler ortaya çıkar, zamanla yarışarak yemek tamamlanır.
· Kesinlikle ama kesinlikle temiz çatal, kaşık, tava kalmayıncaya kadar bulaşıklar yıkanmaz.

· Her sabah derse geç kalınır ve öğle kalkıp okula yemek yemeğe gidilir. (Okulun yemeği ucuz olduğu için...)

· Sınav dönemlerinin favori cümlesi "bu gece yatmıycam ders çalışcam"dır. Gece yatılmaz ama ders de çalışılmaz.

· Evin duvarları vize-final tarihleri, ilginç sözler, nöbetçi listesi, harcama listesi gibi yazılı belgelerle süslüdür.

· Öğrenci evinin, öğrenci misafirleri de eksik olmaz ve gelen misafire önce "bir kola al da içelim"diye başlanılan ısmarlatma olayına, iyice sövüşleninceye kadar devam edilir.

· Ev genelde bodrum ve giriş katta olduğundan, pencereden girilebilir özelliktedir. (Her ihtimale karşı bir pencere muhakkak içeriden kilitlenmeyerek açık bırakılır.) Dış kapı ise zaten kilitlenmez.

· Ev fertlerinin aşağı yukarı tamamı leyla gibidir, yani aşk trafiği yoğundur. Kimininki platoniktir, kafayı yer ve yedirtir, kimi romantik takılır, şiirler ezberlenir, kimi ise akşam ansızın nişanlı olarak eve dönebilir

27/1/2008 · Kategori: mizah

Annelerimizden..

- İYİ YAPILMIŞ BİR İŞİ TAKDİR ETMEYİ öğrendik: "Bana bakın, çıkın birbirinizi dışarda gebertin, evi daha yeni temizledim...!!!"
- DUALARIN GÜCÜNÜ öğrendik: "Yat kalk dua et ki baban müzik setinin bozulduğunu farketmedi..."
- ZAMANA KARŞI YARIŞMAYI öğrendik: "O oyuncaklarını topla yoksa bi tekme attığım gibi hepsini karşı sahilden toplarsın.."
-MANTIKLI DÜŞÜNMEYİ öğrendik: "BEN ÖYLE DİYOSAM ÖYLEDİR...!!!"
- İLERİ GÖRÜŞLÜ OLMAYI öğrendik: "Çıkmadan önce temiz bi camaşır giy.. yolda Allah korusun başına bişi gelir kirli külotla etrafa rezil olursun."
- HAYATIN TRAJİKOMİK YANLARINI öğrendik: "Sen daha orda gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldürücem... "
- HAYATIN ÇELİŞKİLERLE DOLU OLDUĞUNU öğrendik: "KAPA ÇENENİ VE ÇORBANI İÇ ...!!"
- DAYANIKLI OLMAYI öğrendik: " O ıspanak bitene kadar sofradan kalkmak YOK..!!!"
- HAVA RAPORU TAHMİNİ YAPMAYI öğrendik: " Şu dağınıklığa bak... yabancı biri görse odanın ortasından kasırga gecmiş sanır..."
- ABARTMAYI öğrendik: "Sana 500 bin defa söyledim kirli ayakkabılarınla içeri yürüme diye..!!"
- DAVRANIŞ PSİKOLOJİSİNİ öğrendik: "Babana çekicegine biraz bana çekseydin noolurdu ..."
- OLAĞANÜSTÜ DURUMLARA HAZIRLIKLI OLMAYI öğrendik: "Dinleme bakalım anne sözü dinlemee...!!! 'Kafana meteor düşücek kenara çekil' diye bağırsam onu bile dinlemezsin di mi......!!!!"
- KISKANMAYI öğrendik: " Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bi aileye sahip olmayan kac milyon çocuk var biliyo musun... ?!?!?"

26/1/2008 · Kategori: mizah

Sigaranın faydaları bulundu

Türkiye'de İlk Defa Sigaranın Faydaları Bizde

Sigara içeni köpek ısırmaz
Çünkü yanında baston taşır

Evine hırsız girmez
Çünkü sabahlara kadar öksürür

Üzerine sinek konmaz
Çünkü buram buram nikotin kokar

Fazla yorulmaz
Çünkü yorulunca tıkanacağını bilir

Yürümek için zorlanmaz
Çünkü tekerlekli iskemlede gezdirilir

İhtiyarlamaz
Çünkü genç yaslarda sevdiklerine kavuşur

Sigara içenlerin ayrıca:

Yüzlerine renk gelir
Çünkü dişleri ve bıyıkları sapsarı olur

Vücutları bir kus gibi hafifler
Çünkü ileri donemdeki dolaşım bozukluğundan ötürü önce parmakları,
sonra da el ve ayakları kesilir

26/1/2008 · Kategori: Siirler

Bir gün

Hangi zorluğu
yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde
bu insanca sevgiyi.
Güzel günler
zorlu duraklardan
geçer sevdiğim.
Damla damla
birikiyor insan.
Damla damla sevgili...
Bir gün
akıp gideceğiz hayata.
Duvarlar yıkılacak,
açılacak bütün kapılar
bilesin.
Benim yüreğim
sensin şimdi,
seni vurur durur...
Ve yine damla damla
çoğalıyorsun içimde.

 

Eskiden Bilmezdim Yalnızlığı

Eskiden bilmezdim yalnızlığı
Bir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında
Bir çiçek kendi dalında
Eskiden bilmezdim yalnızlığı

Yalnızlığın içinde
Şimdi yalnız, yalnız mıyım
Kopuk muyum dalımdan
Uzağında mı kaldım ormanın

 

Canım sevdiğim yüreğim

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan.
Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

 

Sevgi ve Dostluk

Kavgayi..
bir yapragin üzerine yazmak isterdim,
sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye
Öfkeyi..
bir bulutun üzerine yazmak isterdim,
yagmur yagsin bulut yok olsun diye
Nefreti..
karlarin üzerine yazmak isterdim,
günes açsin karlar erisin diye
Dostlugu ve sevgiyi..
yeni dogmus tüm bebeklerin yüregine yazmak isterdim,
onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayi sarsin diye

19/1/2008 · Kategori: FIKRALAR

SOBADAKİ HİKMET

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet
bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen
yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler
ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır.
Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir.
Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.
Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece
daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek
konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş";
jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir
deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin
olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik
merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış";
antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif
biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada
ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini
sorarlar.,
Adam cevap verir:
- "Boru yetmedi."

« Önceki :: Sonraki »